Yeni Gelişme
Anayasa Mahkemesi’nin (“AYM“) 2025/190 esas ve 2026/38 karar sayılı kararı (“Karar“), 21 Mayıs 2026 tarihli ve 33260 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. AYM, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (“Kanun“) 10. maddesinin sekizinci fıkrasının sekizinci cümlesinde yer alan “Tescil hükmü kesin olup,…” ibaresini Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı bularak oybirliğiyle iptal etmiştir.
İptal Konusu Kural
Kanun’un 10. maddesi, satın alma usulüyle uzlaşma sağlanamaması hâlinde idarenin kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili talebiyle yetkili asliye hukuk mahkemesinde dava açmasını düzenlemektedir. Maddenin sekizinci fıkrasına göre; idare tarafından kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına bankaya yatırıldığına ya da bloke edildiğine ilişkin makbuzun ibrazı hâlinde mahkemece taşınmazın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilmektedir.
İptal konusu sekizinci cümle ise bu tescil kararının kesin nitelikte olduğunu, tarafların yalnızca kamulaştırma bedeline ilişkin istinaf ve temyiz yollarına başvurabileceğini düzenlemekteydi. Bu hükme göre taşınmazın idare adına tescili, kanun yolu denetimine tabi tutulamıyor; yalnızca mahkemece belirlenen bedel yönünden kanun yoluna gidilebiliyordu.
İptale Konu Başvuru
Başvuru, Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasında yapılmıştır. Başvuran Mahkeme; tescil kararının kesin nitelikte olması nedeniyle kamulaştırma işleminin iptal edilmesi hâlinde dahi taşınmazın tapusunun idare üzerinde kalmaya devam ettiğini, taşınmaz malikinin gerçek bedelin tamamını almaksızın mülkiyet hakkından yoksun bırakıldığını ileri sürmüştür. Mahkeme ayrıca, malikin yolsuz tescile dayalı iptal ve tescil davası ya da kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmaya mecbur bırakılmasının davaların makul sürede bitirilmesi ilkesiyle çeliştiğini ve kuralın Anayasa’nın 35., 36. ve 46. maddelerine aykırı olduğunu savunmuştur.
Karar Ne Diyor?
AYM, incelemesini Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddeleri kapsamında mülkiyet hakkına müdahalenin ölçülülüğü ve Anayasa’nın sözüne uygunluk ekseninde yürütmüştür:
- Kamulaştırmanın Anayasal Çerçevesi: AYM, Anayasa’nın 46. maddesine göre kamulaştırmanın kullanılabilmesi için kamu yararının varlığının yanı sıra gerçek karşılığın peşin ve nakden ödenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Peşin ödeme güvencesi, kamulaştırılan taşınmazın gerçek karşılığının en geç taşınmazın idare adına tescil edildiği tarihte ödenmesini gerektirir.
- Tescil Kesinliğinin Yarattığı Anayasal Sorun: Mahkemece belirlenen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerini yansıtıp yansıtmadığı, kanun yolu incelemesi tamamlanmadan kesin olarak tespit edilememektedir. Tescil kararının kesin nitelikte olması, gerçek değerin ödenmesi kesinleşmeden taşınmaz mülkiyetinin idareye geçmesine yol açmaktadır. AYM, kanun yolu aşamasında belirlenen kamulaştırma bedelinin ilk derece mahkemesince tespit edilen bedelden fazla olabileceğine dikkat çekmiş; bu durumda taşınmazın gerçek karşılığı tam ödenmeksizin mülkiyet idareye devredilmiş olacağını tespit etmiştir.
- Peşin Ödeme Güvencesine Aykırılık: AYM, söz konusu düzenlemenin Anayasa’nın 46. maddesinin birinci fıkrasında yer alan peşin ödeme güvencesiyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşmıştır. Bu güvence, taşınmazın gerçek karşılığının ve kesin hükme bağlanan artırım bedelinin tek seferde ve en geç tescil anında ödenmesini gerektirmektedir. Tescil kararının kesinliği ise bu güvenceyi fiilen işlevsiz kılmaktadır.
- Anayasa’nın Sözüne Aykırılık: AYM, Anayasa’nın 13. maddesinin temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamaların Anayasa’nın sözüne uygun olmasını zorunlu kıldığını hatırlatmıştır. İptal konusu kural, 46. maddedeki peşin ödeme güvencesi yerine getirilmeksizin mülkiyet hakkına sınırlama getirilmesine imkân tanıdığından bu ölçütü karşılamamaktadır.
Bu gerekçelerle AYM, kuralın Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı olduğuna hükmetmiş; kural Anayasa’nın 36. maddesi yönünden ayrıca incelenmemiştir.
Sonuç
AYM, “Tescil hükmü kesin olup,…” ibaresinin iptalinin doğuracağı hukuki boşluğun kamu yararını ihlal edeceği gerekçesiyle, iptal hükmünün Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.
Bu dokuz aylık süreçte yasama organının, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davalarında tescil kararının kesinliğini Anayasa’nın 46. maddesindeki peşin ödeme güvencesiyle uyumlu hale getirecek yeni bir düzenleme yapması beklenmektedir. Yeni düzenlemenin, taşınmazın gerçek karşılığının tescil anında peşin ödeme güvencesiyle uyumlu şekilde ödenmesini veya güvence altına alınmasını sağlayacak bir mekanizma öngörmesi beklenmektedir.